İki kural, bir istisna
Sofra eşleşmeleri karmaşık görünür ama arkasında iki basit denge var. Birincisi doku dengesi: kaşıkla yenen sulu bir yemeğin yanına çatalla yenen kuru bir şey gider. İkincisi tat dengesi: yağlı ya da ağır bir yemeğin yanına ekşi, taze ya da yoğurtlu bir şey gider.
- Kuru fasulye · yanına turşu ya da cacık: baklagilin ağırlığını ekşilik hafifletir.
- Mantı · yanına salata: yoğurt ve tereyağının yanına tazelik.
- Izgara köfte · yanına közlenmiş biber ve domates: kurunun yanına sulu.
- Zeytinyağlı sarma · yanına ayran: ekşinin üstüne serinlik.
- Karnıyarık · yanına cacık: fırının sıcağını yoğurt dengeler.
İstisna tatlı: şerbetli bir tatlıdan sonra hiçbir şey gitmez, sade bir çay dışında. Sütlü tatlıda bu kural gevşer.
Ekmek bir yan değil, bir alet
Sulu yemek sofrasında ekmek yan yemek sayılmaz. Kaşığın bitiremediği yeri ekmek bitirir; tabağın dibinde kalan sos ekmekle alınır. Bu yüzden ekmeğin sıcak gelmesi, yemeğin sıcak gelmesi kadar önemlidir.
Sulu yemeğin yanında ekmek bir tercih değil, tabağın parçasıdır.
Bir öğle tabağı nasıl kurulur?
Öğle arası kısaysa üç parça yeter: bir ana yemek, bir hafif yan, bir içecek. Bu üçlü hem doyurur hem masadan ağırlaşmadan kalkmanızı sağlar. Çorbayı işin başına koymak isteyen için de aynı hesap geçerli, o zaman ana yemeği bir tık hafif seçmek gerekir.
- 1Ana yemekTencereden, fırından ya da ızgaradan bir tabak.
- 2Hafif yanCacık, çoban salata ya da mevsim salata.
- 3İçecekAyran çoğu tabakla gider; ızgaranın yanında özellikle.



